Mehmet Akif ERSOY kimdir?
 
  • - O, tarihe sığmayan “İstiklal Marşı” adlı destanın yazarı,
  •  
  • - Milli ve manevi heyecanımızın kükreyen sesi,
  •  
  • - Bilim adamı ve mütefekkir,
  •  
  • - Özel hayatı ve uygulamalarıyla tam bir fazilet ve ahlak abidesi,
  •  
  • - Şiirin ilahi doruğuna erişmiş bir sanatkâr, bir şair,
  •  
  • - Milletine ümit, azim ve sevinç taşımak için kendini görevli addeden bir kahraman,
  •  
  • - Cumhuriyetin kuruluş sürecinde önemli kilometre taşlarından biri. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.
  •  
  •          Akif’in hayatı insanlara hayranlık veren mükemmel davranışlarla doludur. O, bir karakter abidesi idi “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” İnancını taşıyordu. Akif, Ziraat Bakanlığı “Umuru Baytariye Müdür Yardımcısı iken, 20 yılı aşkın memuriyeti olmasına rağmen, 13 Mayıs 1913’de bu görevinden istifa eder. Bunun üzerine neden istifa ettiği kendisinden sorulur. “Umuru Baytariye müdürü Abdullah Efendi, haksız olarak görevinden alındığı için istifa ettim.” der. “İyi ama, bir haksızlık varsa size karşı yapılmış değil ki.” diyenlere, Arkadaşıma yapılmış haksızlık bana yapılmış demektir. Haksızlığa karşı susamam.” cevabını verir. Onun bu sağlam karakterini şu mısralarında görmek mümkündür.
 
Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam,
Hele hak namına, haksızlığa, ölsem tapamam,
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale,
Bana hiç tasmalık etmiş değil, Altın lale,
 
Yumuşak başlı, isem kim demiş uysal koyunum,
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum.
Kanayan bir yara gördüm mü, yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim,
Adam aldırmada geç git diyemem, aldırırım,
Çiğnerim, çiğnenirim, Hakkı tutar kaldırırım,
 
  •                  Akif çok çalışkandı, emek verilmeden, ter dökülmeden elde edilen, sahip olunan her şeyi haram sayardı. Akif’in çok az faniye nasip olmuş çile dolu, şerefli bir mücadele hayatı vardır. Cumhuriyetin ilk yıllarında, bir kısım sözde aydınlarımıza göre geri kalmışlığımızın tek nedeni din idi. Avrupalılaşmak için İslamiyet’ten vazgeçmeliydik. Batıyı her şeyi ile taklit etmeye çalışmalıydık. Mehmet Akif hiçbir ciddi ve ilmi gerekçesi olmayan bu görüşlerin şiddetle karşısında idi. Akif’e göre geçmişte büyük imparatorluklar kuran ve sanatta büyük adımlar atan Türk Milletinin, bugün batıdan geri kaldığı doğruydu. Ama bunun nedeni, din değil, yeterince çalışmamaktır. Bu nedenle Akif,
  •  
“Allah’a dayan, saye sarıl, hikmete ram ol,
Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol.”
 
diye haykırmış ve millet olarak çok çalışmamızı, işe sarılmamızı ve bilinmeyenleri araştırmamızı istemiştir. Şair, İslamiyet’i, çalışma dini olarak nitelemekte, dinde miskinlik ve tembellik bulunmadığını belirtmektedir. Tevekkülün, her şeyi oluruna bırakıp, acz içinde yaşamak olmadığını dile getirmektedir.
 
Çalış dedikçe din, çalışmadın durdun,
Onun hesabına, bir çok hurafe uydurdun,
Sonunda bir de tevekkül sokuşturdun araya,
Zavallı dini çevirdin, onunla maskaraya,
 
“Kim ki bu dünyada, kazanmaz bir ekmek parası,
Dostunun yüzkarası, düşmanın maskarası” diyen Akif ferdi ve milli istikbalimizi kazanmamız, dostlarımızın yüzkarası ve düşmanlarımızın maskarası olmamamız için yine çalışmamız gerektiğini vurgulamıştır.
 
  •            Akif, batının iki yüzlülüğünü yıllar önce keşfetmişti ve yeni nesli uyarmıştı. Vatanımızı paylaşan batılı enperyal düşünceli devletler için Akif, bakınız 92 yıl önce  ne demişti,
  •  
             Tükürün, milleti alçakça vuran darbelere,
 Tükürün, onlara alkış dağıtan kahpelere,
 Tükürün, ehli salibin o havasız yüzüne,
 Tükürün, onların asla güvenilmez sözüne,
 Medeniyet denilen maskara mahluku görün,
 Tükürün, maskeli vicdanına asrın, tükürün,
 
  •            Akif, hep geleceğe ümitle bakmamızı, karamsar olmamamızı, azmi elden bırakmamamızı ve memleketimize sahip çıkmamızı bizden istemektedir.
  •  
 “Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak,
 Alçak bir ölüm varsa, eminim budur ancak,
 Sahipsiz bir memleketin batması haktır.
 Sen sahip olursan, bu vatan batmayacaktır.”
 
              İstiklal Marşı,  96 yıl önce (12 Mart 1921) bu gün TBMM’sinde dakikalarca alkışlanarak büyük bir coşkuyla kabul edildi. İstiklal Marşı, marif vekili Hamdullah Suphi beyin gür ve tesirli sesinden yükselirken bütün milletvekilleri, milli mücadele ruhunu fevkalade bir ifadeyle terennüm eden bu edebiyat şaheserini büyük bir dikkatle ve ürpertiler geçirerek dinlediler. Bu İstiklal Marşının ilk terennümü ve ilk ayakta dinlenişiydi.  
 
               Mehmet Akif istememesine rağmen ısrarla müsabaka birincisine verilecek 500 lirayı sırtında bir palto dahi olmadığı halde almayıp, fakir kadın ve çocuklara yardım elini uzatan (Darül-Mesai) adlı derneğe bağışlamıştı ve böylece İstiklal Marşımızı parayla yazılmış marş olmaktan kurtarmıştı. Zira Akif’in seciyesi, bu parayı kendi ihtiyaçları için harcamaya müsait değildi.
 
            Birkaç gazeteci ölümünden kısa bir süre önce Mehmet Akif’i ziyarete gider. Sohbet sırasında söz bir ara İstiklal Marşından açılır ve değiştirilip değiştirilemeyeceği konuşulur. Bunun üzerine Akif, hasta yatağından doğrulur. Mecliste kabul edildiği gün Tunalı Hilmi hariç, herkesin ayakta alkışlayarak dinlediği “İstiklal Marşını değiştirmeye kimsenin gücünün yetmeyeceğini söyler. Bitkin bir halde yastığa yaslanırken, İstiklal Marşı, bir daha yazılamaz, kimse bir daha İstiklal Marşı yazamaz, ben de yazamam. Onu yazmak için o günleri yaşamak lazım” der. Sonra derinden gelen bir sesle :Allah, bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın!” şeklinde dua eder.
 
 
            Değerli Erenlerli hemşehrilerim bildiğiniz gibi İstiklal Marşı sıradan bir şiir değildir. Bir şiir yazacaksınız ki, bugünü anlatırken dünü vurgulayacak, dünü anlatırken de geleceğe ışık tutacak. Bu tarif nazım sanatının boyunu aşmaktadır. Bunun bir tek istisnası vardır. O da İstiklal Marşı’mızdır.
 
  • 1— İstiklal Marşı, her şeyden önce çok derin anlamlar ihtiva eden eşsiz bir manzume ve edebi bir şaheserdir.
 
  • 2— İstiklal Marşı, Türk milletinin  imanla şahlanan gür sesidir, hürriyet ve istiklalimizin en güzel ifadesidir. Büyük Türk Milletinin özgürlük ve bağımsızlık manifestosudur. Bu aziz milletin varoluş bildirgesidir.
 
  • 3— İstiklal Marşı, milli mücadele döneminde, kurtuluş savaşı esnasında zulme, haksızlığa, işgale karşı duyulan ızdırapların feryadıdır  ve Kahraman Mehmetçiklerin yüreklerinde kopan fırtınanın sedasıdır.
 
  • 4— İstiklal Marşı,Vatan, millet, bayrak, hürriyet, istiklal, din ve namus sevgisinin dışa akseden ihtişamıdır ve yiğitlik, mertlik, kahramanlık  duygularının dudaklardaki terennümüdür.
 
  • 5—  İstiklal Marşı, Milli ve manevi heyecanımızın  muhteşem bir coşkusudur.
 
  • 6— İstiklal Marşı Kurtuluşa azmetmiş bir milletin yeniden şahlanışının ve ayağa kalkışının hamaset destanıdır.
 
  • 7— İstiklal Marşı, Üç kıtada at oynatmış, Akdenizi Türk Gölü haline getirmiş ve Çağ açmış- çağ kapatmış ( Atlas Okyanusu’ndan Çin Seddi’ne, Afrika Çölleri’nden Hazar kıyılarına, Sibirya Stepleri’nden Hint Okyanusu’na kadar, 3 kıtaya pençesini vuran) ecdadın bir anlık gaflete düşmüş ahfadının haykırışıdır.
 
  • 8—İstiklal Marşı, milli mütabakat metnimizdir ve milli mücadelenin ürünüdür. Milli marşlar, eğer bir mücadelenin ürünü değillerse tutmazlar.
 
      Mehmet Akif, emsalsiz şiirini (İstiklal Marşını) safahata koydurmamış ve kahraman Türk Ordusu’na ithaf etmiştir. “Benim değil, milletimindir” demiştir.
 
                     Bu vesileyle yazarının ruhu şad,  mekânı cennet olsun diyorum. Ben de, tıpkı merhum Mehmet Akif gibi Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın dilek ve temennisinde bulunuyor hepinize sevgi, saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum.
 
        Sözlerimi bitirirken Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere ebedi hayata irtihal etmiş büyüklerimizi ve aziz şehitlerimizi rahmet, gazilerimizi minnet ve şükranla anıyorum.12/03/2017
 
                                                                                 
                                                                                                                                                                Salih KARABULUT
                                                                                                                                                                Erenler Kaymakamı