ERENLER KAYMAKAMI  SALİH KARABULUT'UN  8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ MÜNASEBETİYLE YAYINLADIĞI MESAJ
 
 
Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Atatürk “Kadınlarımız, erkeklerden daha çok aydın, daha çok verimli, daha çok bilgili olmak, zorundadır” diyor. Çünkü bir bilim adamının ifade ettiği gibi bir erkeği eğitirseniz(terbiye ederseniz) tek bir insanı eğitmiş (terbiye etmiş) olursunuz. Ama bir kadını eğitirseniz (terbiye ederseniz) bütün bir aileyi eğitmiş (terbiye etmiş) olursunuz. Yine Mustafa Kemal Atatürk, “Kahraman Türk kadını… Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” Sözleriyle kadınlara sahip çıkmamız, onları toplumsal yaşamda saygın bir yere oturtmamız gerektiğini vurguluyor. Her şeyden önce siz kadınlarımız,
 
  • ● Tacsız sultanlarımızdır.
  • ● Sevgi pınarlarımızdır.
  • ● Üzüntü ve acılarımızı paylaşan dert ortaklarımızdır.
  • ● Güçsüz ve zayıf zamanlarımızda güven ve moral kaynağımızdır.
 
Daha da önemlisi dünya hayatına gözümüzü açtığımızda doğduğumuzda bizi bağrına basan, ak sütü ile bizi besleyip büyüten, hiçbir karşılık beklemeden seven, her türlü öz veride bulunan, saçlarını bizim için ağartan, ömürlerini bizim için tüketen, şefkatle üzerimize titreyen bizler için gerektiğinde canlarını verecek kadar fedakârlık gösteren bizimle gülüp bizimle ağlayan ve başımızın tacı olan annelerimiz de kadın değil midir? Kızlarımız, kız kardeşlerimiz, ablalarımız da birer kadındır.
           
Bu coğrafyanın vatan yapılmasında hiç şüphesiz ki;
  • ● Nene Hatunların,
  • ● Kara Fatmaların (Fatma Seher ERDEN),
  • ● Tayyar Rahmiyelerin,
  • ● Nezahat Onbaşıların ve
  • ● Şerife Bacıların büyük payı vardır.
  •  
Bunlardan kimisi ordunun iaşe ve ibade işlerinde çalışmıştı, cepheye silah ve mühimmat taşımıştı. Kimisi de vatanı için, ay yıldızlı bayrağı için, mukaddes değerleri için, istiklal ve hürriyeti için bir kadın olmalarına rağmen kahramanca savaşırken şehadet şerbetini içmiş ve hakkın rahmetine kavuşmuştu ve mertebelerin en yükseğine erişmişti
(Tayyar Rahmiye).
 
Bazısı da yaralanarak gazi olmuştu (Nene Hatun). Hepsinin ruhu şad, mekanı cennet olsun. Hepsi de birer kadın olarak adlarını altın harflerle tarihe yazdırmışlardır. Kendilerini ölümsüzleştirmişlerdir. 
 
       Nene hatun, 3 aylık bebeğini bırakıp Vatan savunmasına koşarken, “Seni bana Allah verdi. Bende seni ona emanet ediyorum” demişti. Memleketi için en büyük fedakârlığı göstermişti. Ciğer paresinden ayrılmasını bilmişti. Fedakarlığın en güzel örneğini vermişti.
 
Özellikle Türk kadını vefakârdır, cefakârdır, fedakârdır. Hemen hepimiz biliyoruz ki, Anadolu’nun her yerinde eli öpülesi o Türk kadını, bağda-bahçede, yazıda yabanda kısacası çalışma hayatının hemen her yerinde kocasının yanında yer almış, aile ve yurt ekonomisine katkıda bulunmuştur ve bulunmaya da devam etmektedir. “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” sevginin kadınlar arası dayanışmasının öneminin vurgulandığı bir gün olarak, tüm dünya ülkeleri ile birlikte ülkemizde de kutlanmaktadır.
.
 
   Yüce Dinimiz, genellikle her devirde hor görülüp ezilen ve sömürülen kadına hiçbir dinde görülmeyen değeri vermiştir.
 
          Kadın hakları konusunda M.S. 7. yüzyılın başlarında (571-632) kız çocuklarının diri diri gömülmesini yasaklamakla en büyük devrimi Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed yapmıştır. Sadece onunla da yetinmemiş, Veda Hutbesi’nde ümmetinden kadın haklarına riayet edilmesini istemiştir. Kadınları toplumdan ayrı tutmamış, her zaman onları kollayıp gözetlemiştir. Yine o devirde kız çocukları hor görülür, onlara değer verilmezdi. Kız çocuğu doğan bir kimse bundan utanç duyardı. Bu hususa işaret eden bir âyette şöyle buyurulmuştur: “Onlardan birine bir kızı olduğu müjdelendiği zaman, içi öfkeyle dolarak, yüzü kapkara kesilir! Kendisine verilen kötü müjde yüzünden, halktan gizlenmeye çalışır. Şimdi onu utana utana (aşağılanmış olarak) yanında tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün?! Bak, ne kötü hüküm veriyorlar!” (Nahl:58-59)
 
Cenab-ı Hak, erkek ve kadını birini diğerine hasım olarak değil, birbirlerini tamamlamak için yaratmıştır. İkisinin de fizyolojik ve psikolojik yaradılışları farklıdır. Fakat biri, diğerinin tamamlayıcısıdır. Aslında bunu, tek’in (bir bütünün) iki yarısı olarak değerlendirmek de mümkündür. Bu bakımdan bu iki yarımdan hangisinin daha değerli olduğunu tartışmak gereksizdir.
 
            Bir Ailede erkek ve kadın, birbirinin koruyucusu ve kollayıcısıdır. Bu hususu Yüce Allah şöyle açıklamıştır: “ Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz”(Bakara:187)
 
Peygamberimizin kız çocuklarıyla kadınların durumlarını iyileştirici pek çok söz ve uygulamalarından bazıları şunlardır:
 
         ● Dinimizde bir kadının istemediği bir erkekle evlendirilmesi söz konusu değildir. Peygamberimiz, ister bakire, ister dul olsun, bir kadının, istemediği bir erkekle evlendirilmesini yasaklamıştır. Hattâ babası tarafından rızasına aykırı olarak evlendirilen bir kadının, Peygamberimize gelip şikâyet etmesi üzerine, Peygamberimiz bu nikâhı iptal etmiştir.
 
           ● İslam dini aile içi şiddet ve baskıya karşıdır..Bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Kadınlarını döven erkekler, sizin hayırlınız değildir”. Başka bir hadisinde ise: “Hiçbir mümin, hanımına kin beslemesin; onun bir huyundan hoşlanmazsa başka bir huyundan hoşlanır” buyurmuştur.
 
●  Peygamberimiz, bir kimsenin ailesi için harcadığı parayı sevap getiren bir iyilik olarak değerlendirmiştir. Kazandıklarını evine harcayan hanımlar için iki mükâfat olduğunu, hem sadaka, hem de yakınlarına yardım etme sevabı kazanacaklarını bildirmiştir.
 
       ● Peygamberimiz, ailenin temel direği ve kadın olan anneye de ayrı bir değer vermiş, onlara gereken saygı ve sevginin gösterilmesini emretmiştir. Kendisine insanlar arasında en çok iyilik edilmesi gerekenin kim olduğu sorulunca O: “annen, annen, annen, sonra babandır” buyurmuştur. Ayrıca annelere gereken saygının gösterilmesi amacıyla “Cennet annelerin ayağı altındadır.” buyurmuştur.
 
         ● Peygamberimiz, savaşlarta kadınların ve çocukların öldürülmesini kesin bir dille yasaklamıştır.                            
 
     Bu duygu ve düşüncelerle tüm kadınlarımızın “8 Mart Dünya Kadınlar Günü”nü kutluyorum. Bir tek kadının burnunun kanamaması dilek ve temennisiyle saygılar sunuyorum.
 
                                                                                                                                                                                                                                        08/03/2018
                                                                                                                                                                                                                    Salih KARABULUT
                                                                                                                                                                                                                    Erenler Kaymakamı